Lapithos (Lambusa) Antik Kenti, günümüzde Lapta ve Alsancak yakınlarında bulunan, antik dönemde Fenikeli ve Yunan bir yerleşim yeriydi. Söylentilere göre kentin ilk sakinleri MÖ 13. yüzyılda Yunanistan’ın Lakonya bölgesinden göç eden topluluklardı. Antik yazarlardan Homer, MÖ 1200’lerde Troya Savaşı’ndan dönen Akalar’ın Salamis ve Baf ile birlikte Lapithos’u da kurduğunu aktarır. Kapadokya doğumlu Strabo ise kentin, Peloponez’deki Lakonya kralı Praxandros önderliğinde kurulduğunu belirtir. Buna karşılık başka bir geleneğe göre şehir, MÖ 8. yüzyılda Sur (Tir) kralı Belus tarafından bir Fenike kolonisi olarak kurulmuştur.
Araştırmalar uzun süre kentin Fenikece adının LPṬ mi yoksa LPT mi olduğu konusunda kesinlik sağlayamamış, ancak yazıtlar ve sikkeler sayesinde adın LPŠ şeklinde okunması gerektiği anlaşılmıştır. Hem Yunanca hem Fenikece adlandırmalar, daha eski bir dile ait bir sesi yansıtmaktadır.
Kent, MÖ 8. yüzyılda Doğu Akdeniz ticaretinde etkin olan Fenikelilerin egemenliğine girmiştir. MÖ 5. ve 4. yüzyıllara ait sikkeler, DMWNKS, ṢDQMLK ve diğer yerel yöneticilerin adlarını taşır; bu sikkelerde Athena ve Heracles tasvirleri yer alır. Daha sonraki dönemlerde kent, Ptolemy I Soter ile Antigonus I Monophthalmus arasındaki mücadelede Antigonos tarafını desteklemiştir.


Lapithos, Hristiyanlık döneminde Kıbrıs’taki 14 piskoposluktan birinin merkeziydi. En parlak dönemini Roma ve Bizans egemenliği sırasında yaşamış, bu dönemde ulaştığı zenginlik nedeniyle “parlak” anlamına gelen Lambusa adıyla anılmıştır. Kent, deniz kıyısına kaydırılarak önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş; tiyatro ve gimnazyum gibi yapılar inşa edilmiştir. Ancak bu refah dönemi, MS 7. yüzyılda başlayan Arap akınlarına kadar sürmüştür.
MS 654 yılında başlayan Arap saldırıları sırasında Lambusa kuşatılmış, halktan değerli eşyalarını teslim etmeleri istenmiştir. Buna rağmen yapılan kazılar, birçok kişinin eşyalarını teslim etmek yerine evlerinin duvar ve tavanlarına sakladığını göstermektedir. Bu saldırılar ve sonrasındaki süreçte kent giderek terk edilmiştir.
Lüzinyan döneminde Lambusa halkı iç kesimlere çekilerek Lapta yerleşimini kurmaya başlamış, bu süreç Osmanlı döneminde de devam etmiştir. 18. yüzyılda ise Lapta’da yaşayan Lambusa kökenliler Alsancak’ı (Karava) kurmuştur. Lambusa harabeleri bu yeni yerleşimlerin kurulmasında taş ocağı olarak kullanılmış ve zamanla büyük ölçüde tahrip olmuştur. Günümüzde antik Lapithos’un bulunduğu alan Lapta ile özdeşleşirken, Lambusa kalıntıları kentin yaklaşık bir buçuk mil kuzeyinde, denize yakın bir bölgede yer almaktadır.

