Soli Antik Kenti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içerisinde, Lefke ilçesine bağlı Güzelyurt Körfezi kıyısında yer alan ve Kıbrıs’ın en önemli arkeolojik alanlarından biri olarak kabul edilen antik bir kenttir. Antik kaynaklarda Soli ya da Soloi (Yunanca: Σόλοι) olarak geçen bu kent, sahip olduğu tarihsel derinlik, mimari kalıntılar ve eşsiz mozaikleriyle günümüzde hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Soli Antik Kenti, stratejik konumu sayesinde Antik Çağ boyunca ticaret, madencilik ve deniz ulaşımı açısından büyük bir öneme sahip olmuştur.

Soli Antik Kenti’nin kuruluşunun MÖ 13. yüzyıla, Truva Savaşı’ndan dönen Atinalılara kadar uzandığı düşünülmektedir. İlk dönemlerde “Aipeia” olarak adlandırılan kent, Yunan devlet adamı Solon’un Kıbrıs’a yaptığı yolculuk sırasında yeniden planlanmış ve daha aşağı bir kesime taşınmıştır. Kentin Soli adını Solon’dan aldığı yaygın bir görüş olsa da, bazı araştırmacılar bu ismin Solon’dan daha önceye ait olduğunu ve Asur Kralı Esarhaddon’a ait yazıtlarda da geçtiğini belirtmektedir. Soli, Antik Kıbrıs’ta varlık gösteren on şehir krallığından biri olarak uzun yıllar boyunca siyasi ve ekonomik gücünü korumuştur.
Verimli tarım arazileri, zengin bakır yatakları, doğal limanı ve su kaynaklarına yakınlığı sayesinde Soli Antik Kenti kısa sürede Kıbrıs’ın önde gelen yerleşimlerinden biri haline gelmiştir. Antik yazılı kaynaklara göre kent, Atina’ya kereste ve bakır ihraç etmiş, karşılığında ise lüks metal kaplar ve değerli eşyalar almıştır. Bu durum Soli’nin Akdeniz ticaret ağları içinde ne denli önemli bir rol oynadığını açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle Helenistik ve Roma dönemlerinde kent büyük bir refah seviyesine ulaşmıştır.

Soli Antik Kenti’nde günümüze ulaşan kalıntıların büyük bir bölümü Roma dönemine aittir. Kentin en dikkat çekici yapılarından biri olan Soli Bazilikası, zengin mozaikleriyle dünya çapında tanınmaktadır. Bazilikanın tabanını süsleyen hayvan, bitki ve geometrik motifler arasında yer alan kuğu mozaiği, Soli Antik Kenti’nin simgesi haline gelmiştir. Kuğu mozaiği, sanatsal işçiliği ve korunmuşluğu sayesinde Kıbrıs’taki en önemli mozaik örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Bazilika, farklı dönemlerde inşa edilen iki yapıdan oluşmaktadır. İlk olarak 4. yüzyılda inşa edilen Bazilika A, ahşap çatılı ve geniş bir yapıdır. Daha sonra 6. yüzyılda Bazilika A’nın üzerine inşa edilen Bazilika B ise tamamen taş malzemeden yapılmıştır. Bu dönemde mozaik anlayışının değişmesi nedeniyle eski mozaiklerin bir kısmı sökülmüş veya üzerleri kapatılmıştır. Bazilikanın çevresinde yer alan vaftiz havuzu, avlu ve sütunlar, Soli’nin Hristiyanlık döneminde de önemli bir dini merkez olduğunu göstermektedir.

Soli Antik Kenti’nde yer alan bir diğer önemli yapı antik tiyatrodur. Roma döneminde, daha eski bir Yunan tiyatrosunun yerine inşa edilen bu yapı yaklaşık 4.000 kişilik kapasiteye sahiptir. Yarım daire planlı tiyatro, sahne binası, orkestra ve oturma alanlarından oluşmaktadır. Yapılan kazılarda tiyatronun MS 1. yüzyılda inşa edildiği ve 4. yüzyıla kadar aktif olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Günümüzde restore edilmiş olan Soli Antik Tiyatrosu, uzun yıllar kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmıştır.
Kentte ayrıca agora olarak bilinen pazar alanı da bulunmaktadır. Mermer sütunlarla çevrili bu alan, Soli’nin ticari hayatının merkezini oluşturmuştur. Agora, kentin ekonomik canlılığını ve sosyal yaşamını yansıtan önemli bir kamusal alan olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra Soli çevresinde bulunan nekropol alanlarında çok sayıda mezar, lahit ve günlük kullanım eşyası ortaya çıkarılmıştır. Bu buluntular, kentin Helenistik ve Roma dönemlerinde zengin ve güçlü bir toplum yapısına sahip olduğunu göstermektedir.

Soli Antik Kenti’nde gerçekleştirilen arkeolojik kazılar ilk olarak 1927–1929 yıllarında İsveçli arkeologlar tarafından başlatılmıştır. Daha sonraki yıllarda Kanada’daki Laval Üniversitesi tarafından sürdürülen kazılar, kentin Tunç Çağı’ndan Hristiyanlık dönemine kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu ortaya koymuştur. Kazılarda ortaya çıkarılan Afrodit heykelleri, tapınak kalıntıları, su kanalları ve heykel parçaları, Soli’nin dini ve sanatsal açıdan da önemli bir merkez olduğunu kanıtlamaktadır.
Soli Antik Kenti, 7. yüzyılda yaşanan Arap akınları, bakır madenlerinin tükenmesi ve limanların dolması gibi nedenlerle zamanla önemini yitirmiş ve terk edilmiştir. Buna rağmen günümüze ulaşan kalıntılarıyla Soli, Kıbrıs’ın en etkileyici antik kentlerinden biri olma özelliğini korumaktadır.

